“Üskübürt’ten Üsküp’e, Üskübü’ye Uzanan Yol”

Kaderin ince sırları vardır; bazen bir kelime, bir kök, bir coğrafya insanın hayatında defalarca yankı bulur. Benim hikâyemde bu kelime “Üsküp” oldu. Erzincan’ın Kemah ilçesine bağlı Oğuz köyündenim. Fakat büyük dedelerimin kökleri, Oğuz’a komşu olan Üskübürt (bugünkü adıyla Yücebelen) köyünden gelmişti…Yani aslında biz, toprağın hafızasında adı saklı duran bir “Üskübürt”lüydük.
Hayat, bir başka düğümde, bana Üsküp’ü armağan etti. Eşim, Makedonya’nın kalbinden, Balkanların incisi olan Üsküp’ten… Böylece kelimenin ruhu ikinci kez kapımı çaldı; bir eş, bir yuva, bir ufuk oldu.
Ve şimdi, yol beni bambaşka bir Üsküp’e getirdi. Düzce Üniversitesi’nin Konuralp yerleşkesine…Düzce İlahiyat Fakültesinde Öğretim üyesi olarak….Halk arasında Konuralp hâlâ eski adıyla “Üskübü” diye anılır…İşte hayatımın ilmeklerinde, üç ayrı coğrafya, üç ayrı zaman dilimi ve üç farklı kader bağı bir kelimede buluştu: Üsküp.
Kim bilir, belki de tevafukların diliyle bana fısıldanan şudur: İnsanın köküyle yolu, eşiyle mesleği, geçmişiyle geleceği bir kelimede kavuşur. Benim kelimem “Üsküp” oldu.

You may also like...